Leylet Elcuma
Bu gece kutsal ve mübarek gecelerden biridir. Hz. Peygamber veda haccından Medine'ye dönerken 18 Zilhicce Cuma günü Gadir Hum mevkiinde Hz. Ali'yi veli, vasi ve halife tayin eder.
Günün gecesinde Ehlibeyt üyeleri ve sevenleri toplanıp Gadir Hum'un kutlamasını yaparlar. Başta Mikdat Ibın Esved Elkindi, Selmanı Farisi, Abuzer Elgaffari, Ammar Ibin Yasir, Huzeyfe Ibin Sabit, Abdullah Elansari, Isman Elnecaşi, Kambar Ibın Kaden Eldevsi, Ebu Eyyüb Elansari, Malik Ibın Tihen Eleşihli, Beraa Elansari, Ebu Ibın Kab, Rafi ıbın Varaka ve Ehlibeyt sevdalısı daha birçok kişi toplanmıştı. Hz. Ali'ye gündüz yapılan biatın tekrarını ve ikrarını ardından da şükür ibadeti yaptılar.
Bu gece Zilhicce ayının 12 ile 18'i arasına gelen Cuma gününde kutlanır. Gadir Hum günü cuma gününe denk geldiği yıl ikisi aynı gün kutlanır. Gadir hum bayramı gündüz kutlanır, gecesinde de Cuma gecesi kutlanır.
Gadir Hum Cuma gününe denk gelmediği yıllarda bu gece Zülhicce ayının 12 ile 18 arasında gelen Cuma gününde kutlanır.
Hz. Ali efendimizin halifeliğinde, Gadir Hum Bayramı Miladi 658 yılının 7 Haziranına, Rumi (Şemsi) 37 yılının 25 Mayısına ve Hicri 37 yılının 18 Zülhicce Cuma gününe denk gelir.
Hz. Ali o gün minbere çıkarak daha önce emsalini görmedikleri bir şekilde Allah’a Hamd-u Sena ederek eşine rastlanmayan bir hutbe okur:
"Bütün şükürler O Allah’a ki, şükredene ihtiyacı olmaksızın şükredenine rahmetini çoğaltması için bir vesile ve onun rızasını isteyen için kıldığı yol şükürdür.
"Tanıklık ederim ki, tek olup ortağı olma-yan Allah’tan başka bir tapılacak yoktur ve Muhammet onun kulu ve elçisidir. Bilerek onu diğer ümmetler öncü kılmıştır. Kendi tarafından bildirici ve uyarıcı olarak onu Peygamberleri arasından seçti. Vermekte onu kendi yerine oturtmuştur.
Çünkü Allah’ı, gözler, fikirler kuşatmaz ve sır âleminde derin düşünceler onu temsil edemez. Ondan başka bir ilah yoktur. O, mülk ve kudret sahibidir. Muhammet’in elçiliğini kabul etmeyi kendi ilahlığını kabul etmekle bir tutmuştur. Onu öyle bir kerametle onurlandırmış ki, yarattıklarından hiç biri ona ulaşamaz. Bu dereceye ve dostluğa sahip olan sadece odur. Çünkü değişmekle lekelenecek olan ve zan üzere hareket eden kimse, kesinlikle yakınlık ve dostluk makamına erişemez.
Saygınlığının artması ve dua edenin duasının icabete erişmesi için ona salâvat getirmeye emredildik. Öyleyse Allah’ın salât, selam ve rahmeti onun olsun. Allah onu hiç kimsenin ulaşamayacağı bitmeyecek ikram, şeref ve azamete nail etsin.
Allah-u Teâlâ Peygamberinden sonra da kullarının içinden bir gurubu kendi sırrı için seçti. Onları kendi eğitimiyle yüceltti ve onları da Peygamberinin rütbesinde saydı. Onları da asırdan asra, zamandan zamana hak üzerine yoluna hidayet edip davet edenlerden kıldı. Onları ezelde Nur olarak yarattı. Kendi şükrü ile konuşturdu, yüceliğinin şükrünü onlara ilham etti. Onları ilahlığının ve ibadetinin yüceliğini itiraf eden herkes için görünen ispat ve yarattıklarına şahitler kıldı.
Onlar öyle kullardır ki, O’nun sözünden öne geçmez ve O’na amel ederler. Allah, onların geleceklerini de bilir geçmişlerini de. Onlar, ancak Allah’ın razı olduğu kimseye şefaat ederler. O’nun hükmüyle hükmederler, O’nun sünnetine göre davranırlar, O’nun sırlarına uyarlar ve O’nun farzlarını yerine getirirler.
Allah-u Teâlâ halkı, sağır, kör ve dilsiz olarak kendi başlarına bırakmamış, aksine onlara akıl vermiştir. Akıl, onların şahit olacak organlarına karışmış ve bölünüp her parça-sına dağılmıştır. Aklı, onların ruhlarında ger-çekleştirmiş, duyu organlarını da aklın emri altına almıştır. Onu, kulak, göz, düşünce ve hayal arasında yerleştirmiş, onunla insanlara varlığının ispatını tamamlamış, kendi yolunu inanlara göstermiş ve onlarda bıraktığı güç vesilesiyle anlaşılır bir dille konuşturmuştur.
Allah-u Teâlâ size ihsanını tamamlamak ve Nuruyla hidayet bulanların yoluna iletmek ve nimetini çoğaltmak için iki büyük bayramı bir araya toplamıştır. Bir Cumadan diğer Cumaya kadar kazanılan kirliliklerin temizlenmesi, müminler için anma, takvalılar bilinsin diye Cuma gününü bir toplantı günü yapmıştır. Bu gündeki hayır diğer günlere göre katlanır, bu da helaline helal, haramına haram demek ve uygulamakla olur.
Allah-u Teâlâ’nın birliğini, gönderdiği elçinin Peygamberliğini kabul etmedikçe ve hiçbir dini de, vasisinin velayetini kabul etmedikçe hiç kimseden kabul etmez. Allah, seçtiği kulları sapıklık ve nifak ehline aldırmadan açıklamasını emretti. Ve onlardan koruyacağına kefil oldu. Bu olay, şüphecilerin perde arkasına sakladıkları ve dönenlerin içindekileri açığa çıkardı.
Bunu müminde münafık da anladı. Ahitlerine sabit kalanlar kaldı, düşen münafıkların cehaletine uyup dinden çıkanların kini çoğaldı, dişler sıkıldı, dinden çıkan yoluna devam etti. Bazıları diliyle iman getirip imanın hakikatinden uzak kaldı.
Bu duyduklarınız yeterlidir. Allah’ın size emrettiklerini düşünün ve O’nun emirlerine uyun, doğru yolunda olun ve sapmaya niyetlenmeyin sizi yoldan çıkarır.
Sonra bu şiiri okur.
Şüphesiz bugün şanı büyük olan bir gündür.
Bugün de kurtuluş olup dereceler yücelmiş ve İspatlar açığa çıkmıştır.
Bugün doğru yolun izah edilip gün ışığına çıkarıldığı gündür.
Bugün dinin kemale erdiği gündür.
Bugün ahit ve biat alınan gündür.
Bugün şahit ve meşhut günüdür.
Bugün nifak ve inkâr düğümlerinin açıldığı gündür.
Bugün şeytanın kovulduğu gündür.
Bugün bize vaat edilen ayırma günüdür.
Bugün sizin ondan yüz çevirdiğiniz yüce seçkinler günüdür.
Bugün kulların imtihan günüdür.
Bugün araştıranlara delil günüdür.
Bugün sinelerde saklı niyetlerin açığa çıktığı gündür.
Bugün masumların Allah’ın emriyle seçildiği gündür.
Ey İnsanlar! Allah’ı gözetin ve O’ndan sakının, hile yapmaktan çekinin, O’nu aldatmaya kalkışmayın, O’nun birliğine inanın ve itaatini emrettiklerine itaatle yaklaşın. Sapıp diğerlerini saptıranlara uyarak doğru yoldan ayrılmayın. Allah-u Teâlâ, şaşan guruba Kuranda bakın ne diyor:
Ahzap 67- 68 * Efendilerimize ve büyüklerimize uyduk bizi yoldan çıkardılar.* * Allah’ımız, onlara azabın iki katını ver ve onları büyük lanetinle lanetle.*
Yine Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur.
İbrahim 21 * Hepsi Allah’ın huzuruna çıktılar. Zayıflar, büyüklenenlere dediler ki: Sizlere uymuştuk. Çektiğimiz azabın birazını savabilecek misiniz? Dediler ki: Allah hidayet etseydi sizi de hidayete erdirirdik. Sızlansak da, sabretsek de kaçacak yer yoktur.*
Ey İnsanlar, acaba büyüklenmenin ne olduğunu biliyor musunuz? Büyüklenmek, Allah’ın itaat edilmesini istediği kimselerin itaatini terk etmektir. Allah, Kuran-ı Kerim de düşünüp öğüt alacaklar için bu gibi örnekleri vermiştir. Allah-u Teâlâ yine şöyle buyuruyor:
Saf 4 * Allah, doğru yolunda savaşanları sever, safları da örülü duvarlar gibidir.*
Acaba Allah’ın doğru yolunun ne olduğunu ve kim olduğunu bilmiyor musunuz? Allah’ın doğru yolu benim. Kim bu yoldan gitmezse helak olur.
Cennet ve Cehennemi bölen benim. Döneklere ve Müminlere ispat benim.
Gaflet uykusundan uyanın ecel gelip çatmadan doğru yola koşun. Görünmeyeni rahmet, görüneni azap olan kuşak çekilmeden Allah’ın mağfiretine ulaşın. Orada sesiniz duyulmaz, feryadınız ciddiye alınmayacak, yardım bulamayacaksınız, zaman geçirmeden Allah’ın itaatine koşun.
Ey insanlar! Allah’ın rahmeti sizi kuşatsın. Size verdiği nimet için O’na şükredin. Toplanın ki, dağınıklığınızı toplasın. Birbirinize iyilik edin ki, ülfetinizi çoğaltsın. Verdiği nimetleriyle birbirinize hediye verin.
Size bu günü, önceki ve sonraki bayramlarda verdiği sevabı katlayarak vererek kutlamıştır. Bugünde iyilik etmek malı çoğaltır, ömrü uzatır ve bugünde şefkatli olan Allah’ın şefkat ve merhametini kazanır. Kardeşlerinize ve aile fertlerinize zahmetle kazandığınızdan ve gücünüz yettiği şeylerden ihsanda bulunun.
Karşılaştığınızda güler yüzlü ve sevinçli olun. Size verdiği nimete şükredin. Sizden beklentisi olan fakirlere fazlasıyla ihsanda bulunun. Fakirleri yemeklerinizde düşünün ve gücünüze göre imkân dâhilinde onlara bağışta bulunun.
Ey İnsanlar! Bu günde harcanan bir dirhemin karşılığı bin dirhem, fazlası da Allah’tandır. Bugünde oruç tutmayı Allah teşvik etmiş ve mükâfatı de büyük sevaptır. Kim bir kardeşinin ihtiyacını istemesini beklemeden giderir ve severek ihsanda bulunursa, sevabı bugünde oruç tutup gece sabaha kadar ibadet eden kimsenin sevabı kadardır. Kim bugünün akşamında bir mümine iftar verirse, büyük bir topluluğa iftar vermiş kimsenin sevabını alır.
Karşılaştığınızda selam vererek tokalaşın ve bugünkü nimetten dolayı birbirinizi tebrik edin. Bu sözlerimi hazır olanlar olma-yanlara ve yakında olanlar uzakta olanlara ulaştırsın. Bugünde zenginler fakirlerin ve güçlüler güçsüzlerin halini sorup onlara iyilikte bulunsunlar. Bunlar Hz. Peygamberin bana emrettikleridir.
Bu nedenlerle Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin başta olmak üzere bütün Ehlibeyt üyeleri 18 Zülhicce gününü bayram diye kutlar o güne has özel dini bir merasim yaparlardı.
Bütün gün oruç tutar, namaz kılar, Kuran okur, dua eder ve halka günün önemiyle ilgili hutbeler verirlerdi. Ayrıca fakirlere zekât verir, yemek yaptırır ve dağıtır, komşu ve akrabalara yardım ederlerdi. Bu yaptıklarını yapmaları için taraftarlarına telkin ederlerdi. Daha sonra bayram tebriklerini kabul ederlerdi. 12. İmamdan sonrada bütün ehlibeyt sevdalıları onların çizdiği yolda yürüdüler ve yürümekteler.
Ama maalesef aslında yanlış olan Emevi zihniyeti Hz. Peygamberin (savs) emrine uyan insanları tarih boyu ve bu gün olmak üzere küfür ehli ilan etmiş ve katledilmelerinin helal olduğu fetvasını vermişlerdir. Aslında bu Cehennemlik küfür fetvasını Allah’ın hangi emrine göre yapıyorlar kendileri de bilmiyorlar ama küfür ehli olduklarını kendileri biliyorlar. Allah onları layık oldukları yere gönderiyordur inşallah.